hıdrellez duası..
dahil…sağlığı iyi olsun.kalbi ritmini çalsın. yanakları kiraz
pembesi, dudakları bal olsun. teni sıcak kalsın, enerjisi dışına
taşsın. ciğerlerinden nefes, midesinden gurultu, bacaklarından
güç eksik olması….kanı bol olsun, damarlarında dönüp dönüp
dolaşsın. sevdikleriyle bir arada olsun. kolu kollarına değsin,
gözü gözlerinin içine baksın. lafları birbiriyle başlasın. nesi
varsa, bölüşecek biri olsun; nesi yoksa, bulup getirecek biri
olsun. bu birileri az ama öz olsun. bazıları dünyada tek olsun.
sevgisinin tamamını harcasın. harcasın ki, ona büyük bir miras
kalsın. sevmekten bıkıp usanmayacağı biri olsun. onun yeri ayrı
olsun. onu soysun, başucuna koysun ama yalan uydurmasın. o
her şeyine, her haline tek tanık olsun. bir hareketiyle güldüren,
bir hareketiyle ağlatan olsun. duyguların hepsi onda olsun. kalbi
buna teslim olsun. bütün şarkılar onu anlatsın. âşık olsun,
sırılsıklam olsun. kurumasın. yapmaktan bıkıp usanmayacağı bir
işi olsun. başarının gerçek adının bu olduğunu unutmasın. ibadet
eder gibi, bu keşfini her gün yeniden kutlar gibi, onu yapıp
dursun. yaptıkça daha iyi yaptığını görsün. daha iyi yaptıkça
bunu başkaları da görsün. o başkalarının bunu gördüğünü, dış
gözüyle görsün, iç gözüyle işine baksın. neşesi bol olsun.
kendini mutlu etsin, durduk yere neşelenmek nedir bilsin. içinde
bir şey durup durup zıplasın. duydukları, gördükleri onu
gıdıklasın, kahkaha attırsın. gürültü çıkarsın. saçma şeyler
söylesin. çocuklukta en şımardığı ana, sık sık gidip gelsin.
nereye gidip geldiği bilinmesin. değiştirmek istedikleri değişsin.
içte ve dışta, iyi günde ve kötü günde tadilat yapsın. eskilerini
atsın, ruhunu havalandırsın. kapıda hep kamyonu dursun. dilediği
yere taşınsın. kendinden taşınmak isterse, içindeki güç,
dışındaki sevgi ona yardımcı olsun. bileği, bütün alışkanlıklarıyla,
bağımlılıklarıyla güreşsin. bir şey ona sürpriz olsun. günlerinden
bir günü, bir pakete sarılı olsun. açılınca, içinden hiç beklemediği
güzel bir haber çıksın. bu gün üçyüzaltmışbeş’ten herhangi biri
olsun. öylesine bir pazartesi, arkaya kavuşturduğu ellerinde,
unutulmaz bir salı saklasın. öyle tahmini mümkün olmayan bir
şey olsun ki bu, hayatın zekâsını anlatsın. bir hayali gerçek
olsun. bir hayale gözünü yumsun. peşinden koşup, onu
sobelesin. hayalini kendinden saklamasın. bir çizgi filmde
olduğunu, her şeyin mümkün olduğunu unutmasın. bu duayı
okusun. kendi sesiyle duysun. duası gerçek olsun. her kelimesine
şükretsin. tek satırına nazar değmesin.
aynısından bana da
(via edepsizkomedya)

Ben nerden bilecektim ki;
Ölümün ince belli bir bardak çayla
Dudak arasında olduğunu.Kazım Koyuncu
bu ampül elbet patlayacak aga!!!
(via lovemusic00)
sarı&siyah
ben ki kedi fobisi olan insan..bana bile kedi fotosu paylaştırdın ya tumblr sana helal……..
(via theanimalblog)
“Ulum-u diniye okutalım da şu bozuk ahlakımız düzelsin.”
( Sanki kendi ahlaklarında din ile düzelecek taraf kalmış gibi.)
Dünyanın neresinde bir gerilik varsa dört elle sarılıyorlar. Hür ve efendi bir milletin içinde yaşadıklarını unutup uşaklara dalkavukluk ediyorlar. Ankara’nın bir camisinde beş on ihtiyar bir hacı babanın eteğini öpünce utançlarından yere geçecekleri yerde sinsi ve memnun gülümsüyorlar. Çünkü onların kanaatlerince, bu millet ne kadar
uyuşturulursa, kendi hak edilmemiş emeklerini o kadar emniyetle yiyeceklerdir.
Ne hallere düşmüşler !…
Demek halkın gözünü boyamak için;
ellerinde başka çareleri kalmamış…Sabahattin Ali
3 Şubat 1947
yıl olmuş 2012.dindar nesil yetiştirmeli evet!
NORMAL
Evet doğrudur, ben pek ‘normal’ biri değilim. Normal kelimesinin sözlük anlamını sözlükten açıp baksam normal olma halini kendimle nereye kadar bağdaştırırım bilemem ama normalliği konuşabilirim, bunun üzerine cümleler tüketebilirim. Baktığım her şeyi ca’nımın ta derininden hissederek ömrümü törpülemem normal değil elbet, yahut hayatımdaki her şeyle kendi başıma uğraşmayı istemem. Bir şekilde asosyalleştiriyordur illa ki beni. En doğruyu ve en iyiyi ben bilirim demem asla ama elimdekini, bildiğim en iyi şekilde yapmak için çabalarım ve evet kendi başıma yapmak isterim zira etrafımda işini tam anlamıyla yapabilene rastlamamış bir genel geçer vatandaş olarak tedirginim sonuçta.
Tutunduğum geçmişimi hala abartıyorum içimde. Ayol nasılsa geçmedi mi? Nasıl bir hafızadır bu kadındaki? Normal mi yani bunca önemle sarılışım her ana? Geçmedi mi -miş’li zaman. Bırak seni bıraktığı yerde ve hafiflet yükünü. Yük değil midir bu geçmiş.. Geçmiş bitmiş işte.. Sen ne öğrendin eninde?
Kırılıverir bazen kalbim. Dokunamam bile karşımdakine. Bunca derinden hissedişim, bunca abartışım hayatta “duygu” dediğim ve benim inandığım tek gerçeği, normal mi şimdi? Görmezden gelsen, alttan alsan herkesi. Görmesen, gördüğüne inanmasan, kurmasan kafanda girizgahtan sonra gelebilecek çözülmeyi ve ihtimallerin olmasa hayatta yani geldiği gibi alsan hayatı..Niye bu kadar karışık olasın zaten bunca karışıkken hayat? Yalnızlığa mahkumsundur zira duramaz kimse böylesi sorgular gözlerle yanında. Gözlerin açılmak için değil akşam oldu mu kapanmak, uykuya dalmak için değil mi?
Aklından geçeni “pat” diye söyler mi insan? Ayıp… Ama ben de ayıbın belki de yolu kayıp. Yoo, hayır bi’tanecim! _cim’li _cum’lu sözler boşuna mı yazıldı sokaklarda? Bir yumuşatıver, dolayla; öyle söylesen ya içindekini. Kırdığında karşındakini ehlileşmiyor ya kimse. Sen yoklukla terbiye et. Sözlerini eksilt ve yoksunlaştır hislerini. Normali budur bu devrin bildiği.
Güvenin mi yok. E, bak şimdi olur mu bu? Bir psikolgla görüşme vaktinin geldiği çalan prozac çanlarından belli. Hala direnmen ne fayda? Alıver bir tane, rahatla. Ertelesen ya şimdini, ne de olsa şimdide idare edeceklerin sırada, yüklendiklerin sırtında durmayı, anlaşılmayı, kaldırılmayı bekler. Yorma beni abla! At bir prozac yat aşağıya.
Bunları deyiverince kalmaz da bir ‘normalliğimiz’, oluvermişizdir en iyisinden kendini bilmez bir ukala..olsun söz düşünce yere, rahatlatır ya!
Jehan BARBUR
basit yaşayacaksın. mesela susayınca su içecek kadar basit. dört çıkacak ikiyi ikiyle çarptığında. tek düğmesi olacak elindeki cihazın; tek bir düğme, tek bir cümle gibi, sevince lafı dolandırmadan söylediğin “seni seviyorum” gibi. basit bir öpücük yetecek sana, basit sıcak bir öpücük ve o…


- Bak ne güzel söyledin, saplantılıyım ben. Benden bi bok olmaz. Biz senle hep kavga ederiz. Mutsuz oluruz biz senle.
- Mutsuz olalım, ne var? Biz de mutsuz oluruz. Ben seninle mutsuzluğa da varım.
geçen haftaki eşsiz evlenme teklifinin gelmesine sebep ilk sahne.




